Namaz Sureleri

namaz sureleri

Sureler Kur’anı Kerimden bir bölümdür. Kur’anı Kerim’den bir bölüm okunacağı zaman önce “Eûzü Besmele” çekilir, sonra Kur’anı Kerim’den bir bölüm okunur. En sonunda da “Sadekallâhülazim” denir. Namazlarda sübhaneke’den sonra Kur’an sureleri okunacağı için önce “Eûzü-Besmele” çekilir. Cemaatle kılınan namazlarda Kur’an okumayacakları için cemaatin sübhaneke duasından “Eûzü-Besmele” çekmeleri gerekmez sadece imam “Eûzü-Besmele” çeker. Namazlarda her rekatta fatiha suresi okunur. Fatiha suresine başka bir sure veya bir sûre yerine geçecek miktar âyet-i kerime ilavesi vaciptir. Bu kural farz namazların ilk iki rekatında; vitir, vacip ve sünnet namazların her rekatında uygulanır. Bu uygulamaya “zammi sûre” denir. Farz namazların üçüncü ve dördüncü zammi sûre okumak gerekmez.

Zammi sûre olarak Kur’anın her yerinden  okunabilse de bunu herkesin yapabilmesi zor olduğundan, kolaylık olması için Kur’an-ı Kerim’in son 10 (on) suresine “Namaz Sûreleri” denir. Bu sûrelerin isimleri sırası ile:

  • Fil
  • Kureyş
  • Maun
  • Kevser
  • Kâfirun
  • Nasr
  • Tebbet
  • İhlas
  • Felak
  • Nas

Bu sûreleri okurken sırasına uymak güzeldir. Birinci rekatta bir sûre okuyup, ikinci rekatta aradan sadece bir sûre atlayarak öbür sûreyi okumak mekruhtur (hoş değildir). Birden fazla atlanırsa bir sakınca yoktur. Ayrıca peş peşe olan iki sûre bir rekatta okunabilir.

Fâtiha Suresi

  1. Bismillâhir-rahmânir-rahîm.
    Rahmân ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
  2. Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn.
    Hamd âlemlerin Rabbi Allah’adır.
  3. Errahmânir-rahîm.
    O Rahmândır, Rahîmdir.
  4. Mâliki yemid-dîn.
    O din gününün (hesap gününün) tek hâkimidir.
  5. İyyâke na’büdü ve iyyâke nesteîn.
    (Rabbimiz!) Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz.
  6. İhdinas-sıratel-müstekîm.
    Bizi doğru yola ilet.
  7. Sırâtallezîne en’amte aleyhim. Ğayril-mağdûbi aleyhim ve leddâllîn. Âmin.
    Gazaba uğramış ve sapmışların yoluna değil.Yâ Râb duamızı kabul et.

Fîl Suresi

  1. Elemtera keyfe feale rabbüke bi-eshâbil-fîl.
    Görmedin mi? neler etti Rabbin fil sahiplerine (fil ordusuna).
  2. Elemyec’al keydehüm fî-tadlîl.
    Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?
  3. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl.
    Onların üzerlerine Ebâbîl kuşlarını gönderdi.
  4. Termîhim bi-hicâratin-min-siccîl.
    (O kuşlar) onların üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar atıyordu.
  5. Fecealehüm keasfin-me’kûl.
    Böylece Allah onları yenilmiş ekin gibi yaptı.

Habeşistanlı Ebrehe ismindeki kişi Yemen ülkesini zaptedip oranın valisi oldu ve oraya büyük bir kilise yaptırdı. İnsanların Kâbe’yi ziyaretten vazgeçerek bu kiliseye yönelmelerini istiyordu. Bu maksatla Kâbe’yi yıkmak üzere önünde mamut isminde bir fil bulunan büyük bir orduyla Mekke’ye yürürken başına bu olaylar gelmiştir. Bu olay Peygamber Efendimiz doğmadan kısa bir süre önce 570 yılında gerçekleşmiştir.

Kureyş Sûresi

  1. Li-îlâfi kurayyş.
    Kureyş’e (kabilesine) kolaylaştırıldığı için.
  2. Îlâfihim rihleteş-şitâi ves-sayyf.
    Evet kış seyahatleri onlara kolaylaştırıldığı için ve yaz seyahatleri
  3. Felya’büdü Rabbe hâzel-beyyt.
    Onlar, şu evin (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsinler.
  4. Ellezi et’amehüm min-cûin-ve âmenehüm min-havff.
    O Rab ki onları açlıktan doyurdu ve (her tür) korkudan emin kıldı.

Kureyş kabilesi Kâbeye hizmet ettiklerinden dolayı diğer Araplar onlara hürmet gösterir, dokunmazlardı. Onlarda geçimlerini kışın Yemen’e yazın da Şam tarafına güvenli bir şekilde ticaret seyahatleriyle sağlıyorlardı. Allah te’âla Kureyşe bu nimeti verdiğini hatırlatarak onları kendisine ortak koşmak yerine kulluk etmeye çağırıyor. Beyt’ten kasıt Kâbe dir. Kureyş Peygamber Efendimizin mensup olduğu kabiledir. Îlaf; İyi geçimli olmak ve kolaylık sağlama anlamına gelir.

Mâûn Sûresi

  1. Eraeytel-lezi yükezzibü bid-dîn.
    Dini (hesap gününü) yalanlayanı gördün mü?
  2. Fe zâlikel-lezî yedüu’ul-yetîm.
    İşte o yetimi itip kakar.
  3. Ve lâ yehuddu alâ ta’âmil-miskîn.
    Yoksulu doyurmaya da teşvik etmez.
  4. Fe leylül-lil-müsallîn.
    Vay o namaz kılanların haline ki
  5. Ellezînehüm an salâtihim sâhûn.
    Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
  6. Ellezînehüm yürâûn.
    Onlar gösteriş yapanlardır.
  7. Ve yemne’ûnel-mâûn.
    Ve basit şeyleri dahi esirgerler.

7 numaralı ayette geçen Mâûn’un geniş bir anlamı vardır. Zekat, Hayır-hesanat, İhsan ve komşular arasında ödünç alınan ka-kacak gibi basit şeylere verilen isimdir. Yani sûrede bahsedilen insan tipi namaz kılar ama en basit iyiliği dahi yapmaz. Nerde kaldı ki zekatı ve diğer hayırlı işleri yapsın. Sonuç olarak hem vermez hem de verdirmez. Yazık olsun o insana!

Dini Tekzip Etmek: Hesap günü olan ahireti inkar etmek demektir.

Miskin: Çok fakir anlamına gelir.

Kevser Sûresi

  1. İnnâ a’ataynâkel-kevser.
    (Rasülüm!) Muhakkak ki biz sana Kevser’i verdik.
  2. Fesalli li-Rabbike venhar.
    Sen de Rabbin için namaz kıl ve Kurban kes.
  3. İnne şânieke hüvel-ebter.
    Muhakkak ki soyu kesik olan, sana hınç besleyendir.

Peygamber Efendimizin erkek çocuklarının hepsi küçük yaşta vefat etmiştir. Bazı müşrikler bundan dolayı Peygamber Efendimize Ebter yani nesli kesik demişlerdir. Bu müşriklerin başında As Bin Vâil zikredilir. Allah-u Te’âla, asıl soyu kesik olanın dünyada ve ahirette anılmaktan uzak olan o kişilerin olduğunu söylemiştir. Bazı âlimlere göre cennetteki bir nehir veya havuzdur. Tevsir âlimi Şevkâni’ye göre çok hayır anlamında bitip tükenmeyen iyilik anlamındadır.

Kâfirûn Sûresi

  1. Kul yâ eyyühel-kâfirûn.
    (Ey Muhammed) De ki: Ey Kafirler!
  2. Lâ a’abüdü mâ ta’abüdû.
    Ben sizin taptıklarınıza tapmam.
  3. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’abüd.
    Sizler benim taptığıma tapmazsınız.
  4. Ve lâ âbidüm-mâ abettüm.
    Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim.
  5. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’abüd.
    Sizler de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
  6. Leküm dînüküm ve liye dîn.
    (Öyleyse) Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

Müşriklerin ileri gelenleri Peygamber Efendimize şöyle bir anlaşma teklif ettiler. Sen gel bizim dinimize uy. Biz de senin dinine uyalım. Bir sene sen bizim tanrılarımıza taparsın, bir sene de biz senin tanrına taparız dediler. Sonra Peygamber Efendimize bu sûre geldi ve Peygamber Efendimiz de onlara bu sûreyi okudu. Böylece müşrikler bu anlaşmadan ümitlerini kestiler.

Nasr Sûresi

  1. İzâ cââe nasrullâhi vel-feth.
    Allahın yardımı ve fetih geldiğinde.
  2. Ve raeyten-nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ.
    Ve insanların girdiğini gördüğünde akın akın Allahın dinine.
  3. Fesebbih bi hamdi Rabbike Vestağfirh. İnnehû kâne tevvâbâ.
    Rabbine hamd ederek O’nu tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Şüphesiz O Tövbeleri daima kabul edendir.
  4. Ve lâ âbidüm-mâ abettüm.
    Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim.
  5. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’abüd.
    Sizler de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
  6. Leküm dînüküm ve liye dîn.
    (Öyleyse) Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

Tevsir alimi Razi’ye göre Fetih’ten maksat başta Mekke’nin Fethi ve Peygamber Efendimize nasip olan bütün Fetihlerdir. Sûredeki muhatap Peygamber Efendimizin şahsında bütün müslümanlardır. İnsanlar ve kavimler Mekkeli müşriklerin baskılarına karşı koyamıyorlardı. Ancak Mekke fethedildikten sonra başta arap yarımadasında ve bir çok yerde kabileler grup grup Peygamber Efendimize gelerek müslüman oldular.

Tebbet Sûresi

  1. Tebbet yedâ ebî lehebin ve-tebb.
    Ebû Leheb’in iki eki kurusun! Kurudu da.
  2. Mâ ağnâ anhü mâlühü ve mâ keseb.
    Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.
  3. Seyaslâ narân zâte leheb.
    O, alevli bir ateşte yanacak.
  4. Vemraetüh. Hammâlet-hatab.
    Ve karısı da (ateşe girecek). (o ateşe) Odun taşıyıcı olacak.
  5. Fî cîdihâ habün min-mesed.
    Ve boynunda hurma lifinden burulmuş bir ip olacak.

Ebû Leheb, Peygamber Efendimizin amcasıdır. Ebû Leheb onun lakabıdır. Asıl adı Abdül-Uzza dır. Ebû Leheb Peygamber Efendimize çık sıkıntı vermiş ve eziyette bulunmuştur. Onun karısı Ümmü Cemil de onun bu eziyetine ortak olmuştur. O sebeple ahiretteki azapta da beraber olacaklardır. Ebû Leheb kötü bir hastalığa yakalanmış ama malı kendisine fayda vermemiştir. Çocukları da kendisine sahip çıkmamıştır.

İhlas Sûresi

  1. Kul hüvallâhü ehad.
    (Ey Muhammed!) De ki: O Allah tektir.
  2. Allâhüs-samed.
    Allah Samed’dir.
  3. Lem yelid velem yûled.
    O, doğurmamış ve doğmamıştır.
  4. Ve lem yekün-lehû küfüven ehad.
    O’nun hiç bir dengi yoktur.

Samed: Her şey O’na muhtaç olup, O’nun hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.

Müşrikler, Yahudiler ve Hristiyanlar Peygamber Efendimize Allâh’ın nasıl bir varlık olduğunu sordular. Allâh Te’âlâ da en iyi bir şekilde kendi zatını anlatarak diğer inançların yanlışlığını ortaya koymuştur.

Felak Sûresi

  1. Kul e’ûzü bi-Rabbil-felak.
    (Ey Muhammed!) De ki: Sığınırım ben ağaran sabahın Rabbine.
  2. Min şerri mâ halak.
    Ve yarattığı şeylerin şerrinden (sığınırım).
  3. Ve min şerrin-neffâsâti fil-ukad.
    Ve düğümlere üfleyip büyü yapanın şerrinden (sığınırım).
  4. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
    Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden (sığınırım).

Nas Sûresi

  1. Kul e’ûzü bi-Rabbin-nâs.
    (Ey Muhammed!) De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine.
  2. Melikin-nâs.
    İnsanların Melikine (hükümdarına sığınırım)
  3. İlahin-nâs.
    İnsanların İlahına (sığınırım).
  4. Ve min şerril vesvâsil-hannâs.
    O sinsi vesvesecinin şerrinden (sığınırım).
  5. Ellezî yüvesvisü  fî sudûrîn-nâs.
    O ki insanların kalplerine vesvese verir.
  6. Minel-cinneti ven-nâs.
    (O sinsi) Cinlerden de olur, İnsanlardan da olur.

Felak ve Nâs sûreleri, gece ve gündüz her zaman insana zarar verecek gizli ve açık her şeyin şerrinden herşeyin yöneteni ve hükümdarı olan Allah’a sığınmanın gereğini bildiriyor. Şifa niyeti dışında ister olumlu ister olumsuz yönde başkalarını etkilemek amacıyla büyü yapmak (üflemek) veya o kimselere gidip yardım istemek dinimizde en büyük günahlardan dır. Bu Allah’tan başkasından yardım dilemektir. Rasulullah’ın kendisine ve başkalarına şifa niyetiyle dualar okuyup üflediği ve buna müsaade ettiği bir gerçektir. Bu şekilde maddi ve manevi nice hastalıkların şifa bulduğu vâki olmuş ve görülmüştür.